Sait Akdağ, Ömür Konuğu

Ömür Konuğu

ŞEMS ETKİLEYİCİLİĞİNDE MEVSİMLER

Sislerin karanlığı abarttığı samanyolunda, yıldızların uzak diyarlara selam götürdüğü devranda, dolunayın göz kırptığı semada, zaman kıpır kıpır gökkubeyi sarmalıyordu. Hayat uzun bir yoldu. Ve ayın yanında kümelenmişti bulutlar.
 
Ayla tenimin, ayla gölgemin, ayla ruhumun yıkandığı seyranda balkonda minik adımlarla aya doğru yürüyorum…
 
Şems düşüyor aklıma, dolunaya inat… Kaf dağının muştularını ovalara konduran bir ulu sırlı kişi. Vuslatın ramakını gülce endamlara pürgü yapan özge şadanlık. “Hak ankasını” zümrüdüankanın kanatlarına iliştirerek, Hak adına hak-i yeksan olmayı isteyenlere hakça “sır”lar ulaştıran can akçesi.
 
“İçimdeki dünyadan bir hasret treni geçer
O tren ki; şiir gibi, sevgi gibi.
İsteyen biner. Herkesi alır, herkesi bekler.
Para geçmez "Metelik sır"dır,
“Şems’in sırrı” geçerli akçe orada.”
 
Giderek artan duruluk, huzurlanma ten coşkusu, yüz şahaneliği gerçek sevginin gerçek aşka doğru kanatlanması ve hiçbir zaman enerjisinden eksilme olmaksızın, artan bir tempoyla doruğa koşan hercailikteki cemrelerin her dem dirilişinin simgesi Şems…
 
Görünenin derinleşmesi için sevgi denizinin aşk limanında molalığı gerekmiş ve şems ısıtmaklığının kapsayıcılığı duayence gerekliymiş.
 
Cemreler zamanında; Şems’in trendi, ruhun her zaman bir köşesinde diri olan safbahar mevsiminin papatyalar gibi çiçeklenmesiymiş. Tan ışıklarının gelinciklerin taç yapraklarında, mevsim çiylerinin taze ve saf suyuyla birlikte gönlün yıkanmasıymış. ve sabah kristallerinin köpüğüyle paklanmasıymış. Bütün mevsimlerde sombahar tazeliğinin Şems kıvamıyla devam ede gelmesiymiş.
 
Sevginin türevleri aşka asıntıları, aşkla sarhoşlaşması ve bunu güzel duygularla süslemesi onu güçlendirirmiş. Ebedileştirir ve efsaneleştirir, Şems’e yaklaştırırmış.
 
“Görünmezi görmek iş, görünende gözler var;
Hüner mutlu yükseliş, yokluksa kutlu bulvar…”
 
Sevginin ahenk kıvrımlarıyla kehkeşanlara/samanyoluna köprü kurması ve zeminsiz sonsuzluğa yuva kurması boşlukta gerçekliğe kavuşması, gerçekliğin kanatlarında ölümsüzlüğe sırma serpmesiymiş. 
 
Mutlak sevgi ve mutlak kuvvet gücünün hayata yansıması; hayatı şavklaması ve hayatı sonsuzluğa uçurması ruh derinliklerinde hep olan sevgi kırıntılarının mütemadiyen/devamlı olarak Şems ılıklığında har’lanmasına bağlıymış.
 
Har ise bütün güzel duygular… Bütün güzel esintiler. Bütün güzel düşünceler. Bütün güzel şeylermiş.
 
Bu sevginin güzelleşmeli kıvılcımları, hayatın bütün olumsuzlarını olumluya çevirmesi ve kötülük çirkinlik adına baş kaldırışları hak-i yeksan/yerle bir etmesiymiş. Yürek gücünün bütün engelleri tozpembe etmesiymiş. Pembelikleri ziyadeleştirmesi/artırması; tozluğu da zayileştirmesi/azaltmasıymış. Güzelliklerin berileşmesi, çirkinlerin gerileşmesiymiş.
 
Cemre döşlü sombaharların şems sıcaklığına Şems etkileyiciliğini ekleyerek hayatın bütün mevsimlerine serpiştirilmesi gerekli. “Şems gerçeği”ne odaklanmalı, gölgeleri ardımıza almalı. Gölgemiz şemsle ve bizle var. Şems’le ölümsüzleştirmeli.
 
Tutar mısınız Şems’in elini…
- S. Edip Yörükoğlu / Sait Edip Akdağ

   07.03.2010

© 2010 omurkonugu.com

Ömür Konuğu