Sait Akdağ, Ömür Konuğu

Misafir Kalem

MÜMİN VE GÜNAH Dr. Mustafa Özgen 30.12.2008

Hz. Rasûlüllah'ın (s.a.v.) verdiği bilgilerin doğruluğunu gönüllü ve şartsız kabullenmek manasındaki "iman"ın insana en büyük değeri kazandırdığına tarih de şahit günümüz de. Gerçeğe kendini teslim edip sistemi uygulamanın da "İslam" olduğu ma-lumdur. İman ve İslam, hay...

GÖNÜL ÜTOPYASININ GERÇEĞE KİLİTLENMESİNDE KÖPRÜ S. Edip Yörükoğlu 27.07.2008

  “ Mutluluk düzleminin sacayağını dersleştirmek gerekirse; akıl matematik, gönül edebiyat, aşk şiirdir. Yürek sıcaklığının en içten fısıltıları sevgi renginde belirir. Ve gönül galerilerindeki aşk çıngılarının aydınlığı ebedidir…”   Ebedi ...

TEBLİĞ Mİ DİYALOG MU? Dr. Mustafa Özgen 04.07.2008

Yaratıcımız, sûret bakımından güzel yarattığı insanlara sîret (manevîyat ve ahlâk) bakımından da güzel olmanın yolunu göstermek üzere, “ Sizlerden Allah’ı ve ahiret gününü ümit edenler için, Allah’ın rasûlünde güzel örnekler vardır &rdquo...

DİN VE TAASSUP Dr. Mustafa Özgen 17.05.2008

Din ve Taassup Rabbimiz'in Kur'an-ı kerimde insanların bir birlerini tanımaları için kabile ve şubeler halinde yarattığını haber verdiği ayet (Hucurat, 49/13) ve Hz. Rasülüllah'ın (s.a.v.) ruhları toplu askerlere benzetip, tanıştıkları zaman bir birlerine ülfet edeceklerini; yabancılaştıklarında ihtilafa düşeceklerini bildiren hadis, Allah'ın nuru...

VAHİY VE İNSANLIK Dr. Mustafa Özgen 16.05.2008

60-80 bin kadarının bir kovanda huzurla yaşayıp, hiçbir canlının üretemediği ve insanların neredeyse canlarına can katıp birçok derdine deva olan balı üreten, Kuran'da ismine bir sure tahsis edilen ve Hz. Rasülüllah'ın cennete gireceklerine şahitlik ettiği balarılarını bu kadar verimli ve cennete aday yapan sebeb...

PEYGAMBERLERE İMAN Dr. Mustafa Özgen 16.05.2008

Her şeyden önce mevcut olan yaratıcımız, ilah olarak tanınmayı isteyince kâinatı ibadete uygun bir mahal olarak hazırlayıp, kendine ibadet etmesi için yarattığı insanın emrine tahsis etti. Yoktan yaratılmış dünyayı, elektrik hattına bağlanmadığı için karanlık ve atıl bir fabrikaya benzetebiliriz. İnsan onu ya peygamberlere gelen vahiyle aydınl...

İYİYİ TAVSİYE METODU Dr. Mustafa Özgen 16.05.2008

İyiyi tavsiye metodu Hayatı tesadüf eseri süfli bir varlığa bağlamayı reddedip, bilinçli fiil eseri olarak medeni bir peygamberle başlatan yaratma teorisi, insanın gelişi güzel vahşi bir hayata mecbur olmadığını ortaya koymaktadır. Psikolojik (ruhi) yanı ve aklıyla diğer canlılardan ayrılan insanın farklı bir gaye için yaratıldığını artık her akl-...

HUZUR KAYNAĞI VAHİY Dr. Mustafa Özgen 15.05.2008

Bir yıl tek başına bir adada mı, on kişiyle büyük bir odada mı yaşamak istedikleri sorulsa, eminim çoğu insan odada yaşamayı tercih edecektir, zira insan toplum halinde yaşamaya planlanmış bir canlıdır. O, karnını doyurmak, ruhunu rahatlatmak veya canını korumak hususunda kendine yeterli değildir. Sırtında sabit kürkü o...

BÜYÜK İKRAM Dr. Mustafa Özgen 05.04.2008

Yunus Emre merhum "Ete kemiğe büründüm, Yunus diye göründüm" derken insanın hakikatinin görünürdeki bedeninden ibaret olmadığını vurgulamak istemişti herhalde. Zaten bu cümlesini açmak için ayrıca o, "bir 'ben' var benden içeru" demişti. Haydi, biz de d&uum...

İSLAM VE İHSAN Dr. Mustafa Özgen 05.04.2008

İnsanın güzelden hoşlandığı kadar, kendini sevdirmek ve beğenilmeye meyyal bir canlı olduğu bilinir. Beğenilme duygusuyla beslenir, canlanır, olgunlaşır ve mükemmelleşir. Fıtrattaki inanma hissiyle de aynı manada olduğu için, onun bir nimet olduğunu da söyleyebiliriz. Beğenilme arzusu olmasa insan, dünkünden farkl...

ÖRNEK İNSAN Dr. Mustafa Özgen 05.04.2008

Allah Teâlâ, his ve hareket etme gibi hususiyetleriyle cansyz maddelerden, akylla di?er canlylardan ayyrarak insanlara ikramda bulunmu?tur. Hatta onlary yeryüzünde kendine halife olarak seçip, di?er varlyklaryn hepsini onlara hizmetçi ve alet kylmy?tyr. Bu kadar imtiyazy Allah insanlara istisnâi bir görev için vermi?tir: kendini tanymalary. Bil...

YENİDEN DOĞUŞ Dr. Mustafa Özgen 23.03.2008

"Elestü" bezminden sonra Yaradan'ın nurunu seyre dalan ruhumuz, kendi âlemindeki makamında sabit, fakat daha fazlasını elde edebilme kabiliyeti ile donatılmıştı. O kabiliyetin semeresi olacak daha üstün ve kalıcı müşahede ise, İlahi hikmet gereği, bir şarta bağlanmıştı: Ruh, beden kafesine inerek nefs denilen zulmet timsaliyle buluşacak; onu ...

Misafir Kalem

  •  MÜMİN VE GÜNAH

    Hz. Rasûlüllah'ın (s.a.v.) verdiği bilgilerin doğruluğunu gönüllü ve şartsız kabullenmek manasındaki "iman"ın insana en büyük değeri kazandırdığına tarih de şahit günümüz de. Gerçeğe kendini teslim edip sistemi uygulamanın da "İslam" olduğu ma-lumdur. İman ve İslam, hay...

  •  GÖNÜL ÜTOPYASININ GERÇEĞE KİLİTLENMESİNDE KÖPRÜ

      “ Mutluluk düzleminin sacayağını dersleştirmek gerekirse; akıl matematik, gönül edebiyat, aşk şiirdir. Yürek sıcaklığının en içten fısıltıları sevgi renginde belirir. Ve gönül galerilerindeki aşk çıngılarının aydınlığı ebedidir…”   Ebedi ...

  •  TEBLİĞ Mİ DİYALOG MU?

    Yaratıcımız, sûret bakımından güzel yarattığı insanlara sîret (manevîyat ve ahlâk) bakımından da güzel olmanın yolunu göstermek üzere, “ Sizlerden Allah’ı ve ahiret gününü ümit edenler için, Allah’ın rasûlünde güzel örnekler vardır &rdquo...

  •  DİN VE TAASSUP

    Din ve Taassup Rabbimiz'in Kur'an-ı kerimde insanların bir birlerini tanımaları için kabile ve şubeler halinde yarattığını haber verdiği ayet (Hucurat, 49/13) ve Hz. Rasülüllah'ın (s.a.v.) ruhları toplu askerlere benzetip, tanıştıkları zaman bir birlerine ülfet edeceklerini; yabancılaştıklarında ihtilafa düşeceklerini bildiren hadis, Allah'ın nuru...

  •  VAHİY VE İNSANLIK

    60-80 bin kadarının bir kovanda huzurla yaşayıp, hiçbir canlının üretemediği ve insanların neredeyse canlarına can katıp birçok derdine deva olan balı üreten, Kuran'da ismine bir sure tahsis edilen ve Hz. Rasülüllah'ın cennete gireceklerine şahitlik ettiği balarılarını bu kadar verimli ve cennete aday yapan sebeb...

  •  PEYGAMBERLERE İMAN

    Her şeyden önce mevcut olan yaratıcımız, ilah olarak tanınmayı isteyince kâinatı ibadete uygun bir mahal olarak hazırlayıp, kendine ibadet etmesi için yarattığı insanın emrine tahsis etti. Yoktan yaratılmış dünyayı, elektrik hattına bağlanmadığı için karanlık ve atıl bir fabrikaya benzetebiliriz. İnsan onu ya peygamberlere gelen vahiyle aydınl...

  •  İYİYİ TAVSİYE METODU

    İyiyi tavsiye metodu Hayatı tesadüf eseri süfli bir varlığa bağlamayı reddedip, bilinçli fiil eseri olarak medeni bir peygamberle başlatan yaratma teorisi, insanın gelişi güzel vahşi bir hayata mecbur olmadığını ortaya koymaktadır. Psikolojik (ruhi) yanı ve aklıyla diğer canlılardan ayrılan insanın farklı bir gaye için yaratıldığını artık her akl-...

  •  HUZUR KAYNAĞI VAHİY

    Bir yıl tek başına bir adada mı, on kişiyle büyük bir odada mı yaşamak istedikleri sorulsa, eminim çoğu insan odada yaşamayı tercih edecektir, zira insan toplum halinde yaşamaya planlanmış bir canlıdır. O, karnını doyurmak, ruhunu rahatlatmak veya canını korumak hususunda kendine yeterli değildir. Sırtında sabit kürkü o...

  •  BÜYÜK İKRAM

    Yunus Emre merhum "Ete kemiğe büründüm, Yunus diye göründüm" derken insanın hakikatinin görünürdeki bedeninden ibaret olmadığını vurgulamak istemişti herhalde. Zaten bu cümlesini açmak için ayrıca o, "bir 'ben' var benden içeru" demişti. Haydi, biz de d&uum...

  •  İSLAM VE İHSAN

    İnsanın güzelden hoşlandığı kadar, kendini sevdirmek ve beğenilmeye meyyal bir canlı olduğu bilinir. Beğenilme duygusuyla beslenir, canlanır, olgunlaşır ve mükemmelleşir. Fıtrattaki inanma hissiyle de aynı manada olduğu için, onun bir nimet olduğunu da söyleyebiliriz. Beğenilme arzusu olmasa insan, dünkünden farkl...

  •  ÖRNEK İNSAN

    Allah Teâlâ, his ve hareket etme gibi hususiyetleriyle cansyz maddelerden, akylla di?er canlylardan ayyrarak insanlara ikramda bulunmu?tur. Hatta onlary yeryüzünde kendine halife olarak seçip, di?er varlyklaryn hepsini onlara hizmetçi ve alet kylmy?tyr. Bu kadar imtiyazy Allah insanlara istisnâi bir görev için vermi?tir: kendini tanymalary. Bil...

  •  YENİDEN DOĞUŞ

    "Elestü" bezminden sonra Yaradan'ın nurunu seyre dalan ruhumuz, kendi âlemindeki makamında sabit, fakat daha fazlasını elde edebilme kabiliyeti ile donatılmıştı. O kabiliyetin semeresi olacak daha üstün ve kalıcı müşahede ise, İlahi hikmet gereği, bir şarta bağlanmıştı: Ruh, beden kafesine inerek nefs denilen zulmet timsaliyle buluşacak; onu ...